Devrim Güneş

fb

 Cinsiyet  Erkek
 Örgütlenme Alanya TOG
 Eğitim Durumu Öğrenci

 

1- Toplum gönüllüleri Vakfı Deneyimi

1.1.TOG ile tanışma hikayeni paylaşır mısın ?

2015’de bir eylül ayıydı, fakülteden içeriye girdiğimde hemen sağımda daha önce adını bile duymadığım bir vakıf stand açmış gelen geçeni standa çekip bilgi vermeye çalışıyorlardı. Göz ucuyla bakıp geçiyordum ki biri koluma asılıp standa çekene kadar. Kemeraltı’nda alışveriş yaparken esnafların kolumuzdan çekmelerine alışkındım ama okulda ilk defa başıma gelmişti. Neyse ki çeken kişi arkadaşımdı da o şekilde bir sakatlık çıkmadı. Daha önce lisede gönüllü olarak ufak tefek etkinliklerde bulunmuştum ama hiç vakıf deneyimine sahip değildim. Standda yapılan projelerden, etkinliklerden bahsederken ‘neden olmasın?’ dedim kendi kendime. Hem üniversite 1. Sınıf olduğum için haddimden fazla boş vaktim vardı hem de anlatılanları dinledikten sonra bende insanlara daha yararlı bir birey olabilirim diye düşündüm. İletişim bilgilerimi verdim ve ilk toplantı tarihini beklemeye koyuldum. Aslında TOG ile tam olarak tanışmış sayılmazdım çünkü standda sadece 3 kişinin deneyimlediklerini öğrenmiştim ama ilk toplantıda tüm gönüllülerin deneyimlerini ve benim gibi gönüllü olmak isteyen kişilerin neden gönüllü olmak istediklerini öğrendim. Üniversiteye 2014 yılında giriş yapmıştım fakat hazırlık fakültesinde stand açılmadığı için TOG ile 2015 yılında bölümüm gereği turizm fakültesinde tanışmış oldum. Keşke 2014 yılında tanışsaydım demekten ziyade umarım yıllar geçse de yabancılaşmam diyorum. 🙂

1.2.TOG içerisinde yer aldığın etkinlik / faaliyetlerden bahseder misin ? (Yerel, Ulusa, Uluslararası)

Her şey anahtar eğitimlerini almam ile başladı diyebilirim. Az önce bahsettiğim gibi aslında TOG’u ne standda, ne de ilk toplantıda tanımışım. Anahtar eğitimleri benim için katıldığım etkinlikler, projeler arasında özel bir yere sahip. Çünkü ekip içinde önyargıyı ilk burada kırmış, ekip çalışmasının bir bütün halinde yapıldığında neler kattığını tam tersinde ile neler kaybettirdiğini, kaybettiğimiz durumlarda bile neler kazandığımızı burada gördüm. Eğitimler bittikten sonra ekip hem kaynaşmış hem de yeni işler yapmak için sabırsızlanıyordu. Ekip tamamen kaynaşsın diye her hafta deliler gibi ‘Kitap Okuma Etkinliği’ yapmaya başlamıştık. Kendimize fayda sağlarken başkalarında farkındalık uyandırıyorduk. Başkalarında fayda sağlarken ise yerelde farkındalık yaratıyorduk. Bu çok özel ve güçlü bir his. Takvim çok yoğundu ve yapılacak çok şey vardı ama aynı zamanda girmemiz gereken sınavlarımız da vardı. Sınavlar bittikten sonra ilk icraatımız 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için farkındalık çalışmaları yapma oldu. Etkinlik toplantısında açacağımız serginin dışında dikkat çekebileceğimiz bir şeyler yapmak istiyorduk. Bizde sergi açacağımız alanda dans gösterisi yapmaya karar verdik. Etkinlik için sorumluları belirledik ve görev dağılımı yaptık. Gerekli yerlerden izinleri alıp, dans gösterimiz için prova yağacağımız alanda provalara başladık. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde Alanya şehir merkezinde Erkeklik İstisnasi Bir Durumdur fotoğraf sergisini açtık ve saat başı dans gösterimizi tekrarladık. Bu etkinlik için çalışmalarımızı sürdürürken yeni bir çağrı aldık. Bu çağrı Runatolila Maratonuydu. Lisenin başından itibaren okul takımında il genelinde madalya dökmek için ter dökmüştüm. Amacım

sadece madalya kazanıp kendi derece rekorlarımı kırmaktı. Ama Runatolia başkaydı, buradaki amacım ne madalya ne de dereceydi. Tek amacım döktüğüm terin topladığım bağışa değmesiydi. Topladığım bağışın ise yapacağımız projelerdeki çocukların yüzlerinin gülmesi. İyilik Peşinden Koş sayfasından kendime bir profil yaratıp kampanya oluşturdum. Ekip arkadaşlarımızla başladık bağış mektuplarını yereldeki esnaflar ile paylaşmaya ve yüz yüze görüşmek için randevu almaya. Şanslıydık ki projelerimizi anlattığımız insanların da bizim gibi gözünün içi parlıyordu. Bu motivasyonla maraton günü 10 km koştum ve ekibimize projelerimizi için kaynak sağladım.

25 Mart 2016’da Sen İste Yeter Projesi kapsamında öğrenci kardeşlerimizin ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla öğrenim gördükleri okula gidip dileklerini kendimizin hazırladığı renkli zarflar ile belirledik ve gün boyu onlar ile çeşitli aktivitelerde bulunduk. 26 mart yaşlılar haftası kapsamında sosyal medyaya yüklemek üzere bir kısa video çektik ve bu şekilde farkındalık oluşturmaya çalıştık. Bu sırada haftasonu kitap okuma etkinlikleri gerçekleştirmeye devam ettik. Eğitim sorumlularımızın ve koordinatörlerimizin ricası ile eğitim gününde koordinasyonu sağlamak için 30 Mart – 1 Mayıs tarihlerinde daha önce katılmış olmama rağmen yeniden yeni gönüllüler ile anahtar eğitimlerine katıldım. Aynı ay içinde Ekolojik Okuryazarlık Eğitimine katıldım. 16-17 Nisan tarihlerinde Çocuk Hak Temelli eğitimi aldım. Nisan ayı içerisinde Otisium Spor ve Yaşam Merkezi ile birlikte bir piknik etkinliği düzenleyip oradaki arkadaşlarımızla tüm gün aktivitelerde bulunduk. Bir sabah ofisten gelen bir davet ile heyecanım tavana vurdu. Bu davet Runatolia maratonu sürecinde deneyimlediklerimi aktarmam için Mütevelli Heyeti Toplantısına katılmam yönündeydi. İlk defa tüm TOG’un kalbine yolculuk yapacaktım. Topluluk önünde daha önce bu şekilde bir konuşma yapmak zorunda kalmamıştım ve yapmamıştım da ama bir kez daha TOG bünyesinde kendim için bir ilk daha gerçekleştirdim. Heyecanımın doruklarında diğer örgütlerden gelen arkadaşlarımın karşısında. yönetim kurulunun karşısında, mütevelli heyetinin karşısında deneyimlediklerimi aktardım. TOG’un kalbinde…İstanbul’a bir daha ki yolculuğum 13-16 mayıs tarihleri arasında gerçekleşmiş olan Bağlanamam SGH Sağlıklı Yaşam Kampı için oldu. Okul Yenileme ve Sen İste Yeter projelerine bu sebeplerden dolayı şehir dışında olduğum için maalesef katılamadım. Alanya’ya geri dönüş yaptığımda ise Devir Teslim ve kapanış toplantısını yaparak 2016 faaliyet yılını bitirdik. 2016 yılının ekim ayında açılış toplantısına artık koordinatör olarak katılmıştım ve heyecanım tekrar zirveye ulaşmıştı. Hiçbir gönüllüden farkım yoktu ama yeni bir şey deneyimliyordum ve bu beni heyecanlandırıyordu. 1 Aralık 2016’da Dünya AIDS günü etkinlikleri kapsamında şehir merkezinde açtığımız standda görevli olarak bulundum ve yerel halka HIV virüsü hakkında bilgilendirmede bulunduk. 11-12 aralıkta tekrar anahtar eğitimleri düzenledik ve 27 aralıkta kendi üniversitemiz haricinde gönüllülerimizin bulunduğu AHEP üniversitesinde standda görevli olup yeni gönüllü arkadaşlarımıza ulaşmaya çalıştık. Önceki yıl gibi tekrardan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için çalışmalarımıza başladık ve Fotoğraf Sergisi açıp dans gösterisinde bulunup halkımızı bilinçlendirdik. Bu sefer 8 martta olan Runatolia maratonunda kaynak sağlamak için ekibim adına tekrar 10 km koştum ve kaynak sağladım. 21 Mart Dünya Down Sendromlular Günü Kapsamında, Alanya Özgün Kardelen Eğitim Merkezinde eğitim alan down sendromlu kardeşlerimizi ile piknik düzenledik. Sen İste Yeter projesi kapsamında 23 mart tarihinde dileklerini daha önceden alıp temin ettiğimiz öğrencilerin okuluna gidip tüm gün boyunca onlar ile aktivitede bulunduk. Bunlar dışında 2016-2017 döneminde çeşitli kişisel problemlerim dolayısı ile bazı projelerin gerçekleşme kısımlarında yer alamadım ama her alanda, gerekse izin alma durumlarında ekibi oldukça destekledim. Benim için çok güzel deneyimlerdi. Belki hatırlamadığım bir çok etkinlik ve proje vardır ama önemli olan bunları hatırlayıp hatırlamamam değil, o an yaptığımız işlerin ne şekilde ya da ne kadar fayda sağladığıdır. Ekibimiz ve kendimle gurur duyuyorum.  Gönül ister ki katıldığım her projenin her etkinliğin detaylarını size sayfalarca anlatmak ama sizi yormak istemediğim için kısaltabildiğim kadar kısaltmaya çalıştım. Umarım arkamdan kötü konuşmazsınız. 🙂

1.3.Eğer varsa, TOG içerisinde aldığın sorumlulukları yazar mısın ?

2015-2016 Dönemi / Sosyal Medya ve İletişim Sorumlusu 2016-2017 Dönemi / Alanya TOG Eşkoordinatörü

1.4.Toplum Gönüllüsü olarak başına gelen ve paylaşmak istediğin ilginç bir hikaye var mı ?

Aslında bir çok hikaye var ama hem üzüldüğüm hem de ders olabilecek bir hikayem var elbette. 2016’nın mart ayında gerçekleşecek olan Runatolia maratonu için bütün ekip çok heyecanlıyız. Kimimiz Antalya’ya giderken ulaşımımızı sağlaması için belediye ile görüşüp servis temin etmeye çalışıyor, kimimiz bağış toplamak için randevulara koşturuyor, kimimiz de sosyal medya üzerinden kampanyayı geniş kitleye yaymaya çalışıyor. 6 mart sabahı merkezde buluşup saat 6 gibi servisle yola çıktık Antalya’ya doğru. Herşey yolunda servis içinde kimi uyuyor kimi goygoy yapıyor ben ise son hazırlıklarımı yapıyordum. Maratonun başlangıç alanına ulaştık herşey müthiş, organizasyon yıkılıyor ama nasıl. Herkes ortamın havasıyla büyülenmiş ama nasıl 😀 Ben koşucuların olduğu start çizgisine geçtim, arkadaşlarım ise en arkadan yürüyüş pozisyonuna. Koşuyu tamamladıktan sonra arkadaşlarımla etkinlik alanında buluştuk. Diğer örgütlenmeden gelen gönüllüler ile halaylar, ankara havaları, kolbastılar havada uçuşuyor. Biz bir güzel eğlendik artık geri dönüş vakti gelmişti. Toparlandık servise atladık dedik gelmişken biraz serbest zaman verelim alışveriş merkezinde gezelim bir şeyler yiyelim, içelim. Servis bizi istediğimiz yerde bıraktı ve daha sonra haberleşmek üzere gitti. Hikayenin aksiyonu burada başlıyor. (2 Saat sonra) Şoförü aradık, abi dedik biz hazırız gel bizi al, şoför abimizde alışveriş merkezinde olduğu için arabayı bir yere park etmiş gelmiş. Beraber otobüse doğru yol alıyoruz ama nereye yol alıyoruz, 15 dakika falan yürüdük aralıksız, otobüse yaklaştığımızda otobüsün kapılar açık, otobüse girdiğimizde ise çantalar boş, yere fırlatılmıştı. Otobüse hırsız girmişti şüphesiz. Ben olayın şokuyla yere çöküp ‘ulan böyle şey mi olur nasıl olur’ falan diye yakarıyordum. Çünkü maalesef en çok zarara uğrayan ben olmuştum. Polise haber verdik, olay yeri inceleme geldi. Haydaaa! Gel de işin içinden çık. Polisler şoförden bile şüphelenmişti siz düşünün. İşte camdan parmak izi alınıyor fotoğraf çekiliyor zarar belirleniyor falan. Biz diyoruz hırsız nasıl girdi. Olay yeri inceleme diyor ki; hırsız kelebek camından girmiş. Kelebek camı da senin benim sığabileceğim bir cam değil, şoför kısmında bulunan ufacık havalandırma camı. Bütün geceyi karakolda ifade vererek geçirdik ve geri dönüşü gece geç saatlerde yaptık.

Bir düşünün;
İyilik yapmak niyetiyle gittiğiniz yerde başınıza böyle bir kötülük geliyor.
Belki de birilerinin teşvik etmesi ile ufacık bir çocuk o kelebek camından içeri sokularak böyle bir işe kalkışıldı. Demem o ki yaptığınız her işin sonunda yüzünüz gülmeyebilir ama yanlış olanı görüp düzeltmek için uğraşabiliriz. Biz gönüllüler bunun için varız ve hep var olmaya devam edeceğiz.

 

2. Sivil Alan Deneyimi

2.1 Varsa, farklı sivil toplum kuruluşlarındaki deneyimlerini paylaşır mısın?

Farklı bir sivil toplum kuruluşunda deneyimim yok ancak bireysel olarak 2014 ve 2015 yıllarında Omurilik Felçlilerine destek olmak amacıyla Wings For Life World Run maratonuna katılım sağladım.

 2.2.Dünya’da ve Türkiye’de sivil toplumun rolüne dair düşüncelerinden bahseder misin ?

Her yeni başlangıcımda şunu yaşıyorum; kulaktan duyma bilgi ile yaşayıp deneyimlediğin şeyler farklı oluyor. Atıyorum TOG ne yapıyor? İşte bağış topluyor, gençlere destek oluyor, etkinlikler düzenliyor vb. Ama içinde girdiğiniz zaman TOG bu bağışları hangi yol ile topluyor, neler yaparak topluyor, hangi yolları izleyerek topluyor, bu bağışlar nerede toplanıyor ve nasıl fayda sağlıyor öğreniyorsunuz. Bir bağışçı olmak ile bağış yaratan kişi olmak kimi zaman farklı algılansa da ikisi de aynı amaca hizmet ettiği sürece bütündür. Kişisel olarak her yere bağış yapabiliriz ama çoğu kişi neden bağış yapmalı ve bağış yapmanın önemi hakkında bilgiye sahip değil. Sivil Toplum Kuruluşları bize bunu gösteriyor ve nasıl bir yol izlememiz gerektiğini nasıl takip etmemiz gerektiğini gösteriyor. Birey olarak geniş kitlelere ulaşmamız imkansız olduğu gibi Sivil Toplum Kuruluşları daha geniş kitlelere ulaştığı için bağış ve bağış ihtiyacı hakkında bilgiyi daha güzel bir biçimde ifade ediyor. Bu yüzden gerek Türkiye’de gerekse Dünya’da Sivil Toplum Kuruluşları çok önemli bir role sahiptir.

2.3.TOG’un Türkiye’nin değişimindeki rolü sence ne olmalıdır ?

Türkiye’nin sürekli değişen bir yapısı olduğundan dolayı TOG’un tek başına bir sivil toplum kuruluşu olarak köklü değişiklikler yapması bir hayli zor ve zaman alıcıdır. Bu yüzden geçmiş yıllarda olduğu gibi diğer sivil toplum kuruluşları ile ortak çalışmalar düzenlemek Türkiye’deki değişimi kolaylaştıracaktır. Biz nasıl örgütlenme içinde bir ekip çalışması yapıyorsak. Sivil Toplum Kuruluşları da iyiliğe hizmet ettikleri için kendi aralarında bir ekip sayılır. TOG sivil toplumda ayrıcalıklarıyla öncü olmalı ve bayrağı elinde tutmalıdır.

2.4.TOG’un Türkiye’de sivil toplumdaki rolü sence ne olmalıdır ?

TOG’un kurulmasından bu yana gençleri su üstüne çıkarması ve gerek yönetim kurulunda gerekse sahanın her alanında gençlere yer vermesi şüphesiz ki diğer sivil toplum kuruluşlarından ayıran bir özelliği. Günümüze baktığımızda yeni nesil gençliğin büyük bir kısmı kötü alışkanlıklara meyilli olduğu gözüküyor. TOG ise biz gençlere kötüyü değil iyiliği öğretiyor. Eğitimin çok önemli olduğunu her defasında hep bir ağızdan vurguluyoruz. Her insanda eğitim arzusu olduğu gibi iyilik yapma arzusu da mevcuttur. TOG bize hem kendimizi eğitmeyi hem de iyilik yapma fırsatını yani topluma fayda sağlamayı sunuyor. Bu yüzden gençlere verilen önemin artması gençleri ise diğer bireylere fayda sağlaması TOG’un Türkiye’de Sivil Toplumdaki Rolü olmalıdır.

 

3.Toplum Gönüllüleri Vakfı ile ilgili düşüncelerin…

3.1.Yönetim Kurulu üyesi olmak istiyorsun, nedenlerini paylaşır mısın ?

Toplum Gönüllüleri Vakfı ailesine katılmamın 3. Senesine girmemle beraber gönüllük hayatımda ilk günkü heyecanımın aynı olması ve Toplum Gönüllüleri Vakfının her katmanını deneyimlemek istiyor olmam aslında en büyük motivasyonlarımdan biri. Bugüne kadar ekip içinde deneyimlediklerimi pekiştirmek ve yönetim kurulunda bulunacağım süre zarfı içerisinde deneyimlediklerimi ekip arkadaşlarımla paylaşmak istiyorum. Aynı zamanda kendimi bir tık daha geliştirmek ve kendime katkı sağlamak istiyorum. Düz yazı ile motivasyon belirtmek oldukça zor olduğu için heyecanımı genel olarak yaşarken gösterebiliyorum. Umarım bu heyecanımı gösterme fırsatını yakalayabilirim. 🙂

3.2.Toplum Gönüllüleri Vakfı’nı 5 yıl sonra nerede görmek istiyorsun ?

Bu sorunun cevabı tam olarak şu; İnsanların iyilik yapacağı zaman hayatlarının merkezi olması.
Bunu şu şekilde açıklamak istiyorum; İnsanların hayatına sürekli birileri girer ve aynı hızda sürekli birileri çıkar. Ama hayatımızı ve ya düşüncelerini değiştirecek bir, en fazla iki olay olur. Toplum Gönüllüleri Vakfı bizim hayatımızı ve düşüncelerimizi değiştiren büyük bir faktör. Şahsen benim adıma bu şekilde oldu ve ileride yapacakları ile böyle kalmaya devam edecek.

3.3.TOG’da nelerin değişmesinin gerektiğini düşünüyorsun ve neler olduğu gibi değişmeden kalmalı?

Ekip içinde deneyimlediklerim kadarıyla rahatsız olduğum 3 şey var ne yazık ki.
Birincisi; her örgütte yaşandığı gibi her şeyin koordinatörler tarafından yapılması gerektiği gibi davranılma düşüncesi. Biz her ne kadar böyle bir farkın olmadığını anlatmaya çalışıyor olsakta birine bir sıfat verildiği zaman herkes o sıfat üzerine yoğunlaşıyor. Ya ekipteki herkese koordinatör sıfatı verilmesi gerekiyor ya da koordinatör sıfatının tamamen kaldırılması. 
İkincisi; Toplum Gönüllüleri Vakfının yaptığı etkinliklerde çoğu zaman tüm masrafları karşılaması, bu bazı kişiler tarafından suiistimal edilerek TOG’un gezmek için kullanılması ve bu yüzden ekibe dahil olup ulusal ataklara, etkinliklere vb. başvurmaları. Bu konu hakkında nasıl bir çözüm üretilebilir bilmiyorum ama bu benim gözlemlediğim olumsuz yönlerden biri.
Üçüncüsü ise; Gönüllülüğün, sorumluluğa dönüşmüyor olması. Kimse birşeyler yapmak zorunda değil tabikii evet ama bir işe başladıktan sonra gönüllü arkadaşın daha sonra keyfine bağlı olarak aldığı sorumluluğu yerine getirmemesi ve sırf gönüllülük esas alındığı için o arkadaşa sen bu sorumluluğu aldın yapman gerekiyoru anlatamıyor olmamız.  Gençlere verilen değerin bu şekilde devam etmesi en büyük dileklerimden biri.

3.4.TOG’un ilkeleri ile ilgili düşüncelerin neler?  İlkelerin benimsenmesi ve yaygınlaştırılmasına dair önerilerini paylaşır mısın ? 

Bu konu hakkında herhangi bir önerim yok maalesef.

 

4.Kendine Dair…

Kendini olumlu ve olumsuz yönleriyle anlatır mısın?

Nasıl ki insanlar kendini övmekten hoşlanmaz ise benim de hoşlandığım söylenemez bu yüzden kısa kısa yazmaya özen göstereceğim;
Arkadaş canlısı, her ortama uyum sağlayabilen, enerjik, hırslı, başladığı işi bitirmeye istekli, ekip çalışmasına yatkın ve son olarak mükemmeliyetçi.

Olumsuz yönlerim ise olumlu yönlerimde de bulunan hırslı olmam, çünkü fazla hırs gerçekten insanı köreltiyor. Sivri dilli olmamdan dolayı şikayetler alıyorum. En kötü özelliklerde az çok bunlar olsa gerek. Ama tanısanız çok seversiniz 🙂

One Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir